30 Mart 2014 Pazar
17 Mart 2014 Pazartesi
VARDIM Kİ YURDUNDAN AYAĞ GÖÇÜRMÜŞ
|
Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş Sakiler meclisten çekmiş ayağı Hangi dağda bulsam ben o maralı Hangi yerde görsem çeşm-i gazali Avcılardan kaçmış ceylan misali Göçmüş dağdan dağa yoktur durağı Laleyi sümbülü gülü har almış Zevk u şevk ehlini ah u zar almış Süleyman tahtını sanki mar almış Gama tebdil olmuş ülfetin çağı Zihni dert elinden her zaman ağlar Sordum ki bağ ağlar bağ u ban ağlar Sümbüller perişan güller kan ağlar Şeyda bülbül terk edeli bu bağı Bayburtlu Zihni |
|
|
16 Mart 2014 Pazar
(BORA) GAZİ GİRAY HAN (GAZAÎ)
Râyete meylederiz kâmet-i dil-cû yerine
Tûğa dil bağlamışız kâkül-i hoş-bû yerine
Heves-i tîr u kemân çıkmadı dilden, asla
Nâvek-i gamze-i dil-dûz ile ebrû yerine
Süreriz tîğımızın zevk u safâsın her dem
Sîm-tenle olan lezzet-i pehlû yerine
Gerden-i tevsen-i zîbâda kutâs-i dil-bend
Bağladı gönlümüzü zülf ile gîsû yerine
Severiz, esb-i hüner-mend-i sabâ reftârı
Bir perî-şekl sanem bir gözü âhû yerine
Gönlümüz şâhid-i zîbâ-yı cihâdâ verdik
Dilber-i mâh-ruh-ı yâr-ı perî-rû yerine
Seferin cevri çok ümmîd-i vefâ ile velî
Olduk âşüftesi bir şûh-ı cefâ-cû yerine
Olmuşuz cân ile billâh Gazâyî teşne
Kanını düşmen-i dînin, içeriz sû yerine
(Bora) Gazi Giray Han (GAZAÎ)
Tûğa dil bağlamışız kâkül-i hoş-bû yerine
Heves-i tîr u kemân çıkmadı dilden, asla
Nâvek-i gamze-i dil-dûz ile ebrû yerine
Süreriz tîğımızın zevk u safâsın her dem
Sîm-tenle olan lezzet-i pehlû yerine
Gerden-i tevsen-i zîbâda kutâs-i dil-bend
Bağladı gönlümüzü zülf ile gîsû yerine
Severiz, esb-i hüner-mend-i sabâ reftârı
Bir perî-şekl sanem bir gözü âhû yerine
Gönlümüz şâhid-i zîbâ-yı cihâdâ verdik
Dilber-i mâh-ruh-ı yâr-ı perî-rû yerine
Seferin cevri çok ümmîd-i vefâ ile velî
Olduk âşüftesi bir şûh-ı cefâ-cû yerine
Olmuşuz cân ile billâh Gazâyî teşne
Kanını düşmen-i dînin, içeriz sû yerine
(Bora) Gazi Giray Han (GAZAÎ)
17 Şubat 2014 Pazartesi
O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ - NÂZIM HİKMET
|
|
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
NAZIM HiKMET
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)